// sen gittikten sonra
Bu bir suçlama değil. Bu bir haykırış. Gittiğinde ne bıraktığını hiç düşündün mü — gerçekten? Bir insan ne kadar paramparça olabilir, işte bu sayfada var.
01 — İHANET
Beni seçmedin. Başkasını seçtin. Bu yetmezmiş gibi, bir de yüzüme bakıp 'severim' dedin.
Bunu kafama sığdıramıyorum. Tam olarak o anda — ben sana mesaj yazarken, sen başkasıyla gülüyordun. Belki öpüşüyordunuz. Bunu düşündükçe midem bulanıyor. Uyku uyuyamıyorum. Yemek yiyemiyorum. Ve sen? Sen iyisin. Bu nasıl adil olabilir?
02 — HAYAL KIRIKLIĞI
İnsanlar seni tanıtsaydım ne derlerdi biliyor musun? 'Ne kadar iyi biri.' Güldürüyor.
Sana körü körüne inandım. Her dediğini doğru saydım. Arkamı döndüğümde beni koruyacağını sandım. Oysa sen tam o anda vuruyordun. Kendimi aptal hissediyorum. Ama aptal sen değil miydin — iyi insanı kaybettiğini anlayamayan?
03 — KIRILMA
Rezervasyon yaptırdığımız restoran hâlâ telefonumda kayıtlı. Silemedim.
İki yılı bir geceye sığdırdın. Bütün o 'seninle yaşlanmak istiyorum' sözlerin, bütün o planlar, bütün o sabahlar — hepsini tek hamlede çöpe attın. En kötüsü ne biliyor musun? Ben hâlâ o planları düşünüyorum.
04 — ÖFKE
Ve şimdi sen 'hâlâ arkadaş olabilir miyiz?' diyorsun. Gerçekten mi?
Bunu nazikçe söyleyemeyeceğim. Artık deneyeceğim de yok. Sen benim en güzel yıllarımı çaldın. Güven mi? Gitti. Umut mu? Gitti. Sabah kalkarken 'bugün iyi bir gün olacak' hissi mi? Gitti. Hepsini götürdün. Valizi aldın, içine her şeyimi koydun, kapıyı kapattın.
05 — HÜSRAN
En çok bu hüsran öldürüyor: iyi insan olmak yetmedi.
Her şeyi yaptım. Gerçekten her şeyi. Kötü gününde yanındaydım. Bencil davrandığında sustum. Hata yaptığında affettim. Seni olduğun gibi sevdim — kusurlarınla, geçmişinle, korkularınla. Ve sen bunu böyle ödüllendirdin. Anlayamıyorum. Hâlâ anlayamıyorum.
06 — ÖZLEM
Seni özlüyorum. Ama seni özlemek beni öldürüyor.
Keşke senden nefret edebilseydim. Keşke telefonu açıp 'seni unutmak istiyorum' diyebilseydim. Ama sabah uyandığımda ilk düşündüğüm yine sensin. Güldüğünde ne kadar güzel göründüğün. Sesinin tonu. Ellerinin sıcaklığı. Bunlar kafamdan çıkmıyor. Ve bu sefer suç bende değil — seninki.
// 23.02.2026 — 02:21 — bu cümle kafamdan çıkmıyor
// Sormak istediğim ama soramadığım şeyler
Gittiğinde kapıyı kapattın mı?
Evet. Ve anahtarı da yanında götürdün.
Neden başkasını seçtin?
Cevap istemiyorum artık. Ne söylersen söyle, acıtmaya devam edecek.
Özür diler misin?
Dile. Ama özür geri getirmiyor hiçbir şeyi.
Hâlâ seviyor musun?
Bu soruyu sormayı bırakmayı öğrenemedim. Bu da cevap sayılır.
Gündüz idare ederim. İş var, insanlar var, sesler var. Gece herkes susuyor, sen de susuyorsun — ama senin suskunluğun farklı. Seninki seçim. Ve bu fark her geceyi daha uzun yapıyor.
Saat 02:47. Telefonu elime aldım. Seni aramadım. Güçlük mü oldu? Hayır. Onurumdan.
Ortak fotoğraflarımız hâlâ orada. Silemiyorum. Silersem bitti diyorum olacak. Bitti diyemiyorum.
Birinin seni tanıttığını duyduk. Seninle ilgili bir şey duyunca midem bulanıyor. Bu geçmeli.
Bazen 'iyi' diyorum soranlar olunca. Yalan. Ama gerçeği anlatacak enerjim yok. Yorulduk ikimiz de.
Bu bir zafer değil. Bu sadece hayatta kalmak. Seninle bitirdim çünkü seninle devam edemezdim. Ama seni taşımaya devam ediyorum — istesem de istemesem de. Belki bir gün bu da geçer.